"Sen kimsin?" diye sorsalar sanırım ben bu şarkıyım derdim. Cesaria Evora'nın sesinden olması şartıyla elbette. Trio Los Calaveras'ın orijinal versiyonu da sanırım şarkı hakkında az da olsa fikir verir. Sözleri neyi anlatıyor hiç bir fikrim yoktu dinlediğimde. Kadife bir sesin ruhuma hüzünle, acıyla, ayrılıkla dokunmasıydı hissettiğim. Zihnimde gördüğüm resim, yıldızlı karanlık bir gece vakti, bir göl kenarında oturmuş esmer uzun saçlı bir kadının su üzerinde kendi yansımasına ve yıldızlara bakmasıydı. Narin eliyle suya dokunarak hayale dalan bir kadın. Video yu izleyin bakalım sonra yazayım aslında şarkı neyi anlatıyormuş.
Farketmişsinizdir bu güzel kızın gözleri görüntünün odak noktası hep. İşte şarkının hikayesi de bunun üzerine kurulu. O iki kaş altında dünyanın en güzel gözlerine aşık olmuş adam. İstemiş ki kendi gözlerine bakarken hiç kırpılmasın o gözler ve bir an bile yoksun kalmasın onlardan. Bunun için para pul değil ama tek zenginliği olan kalbini vermeye hazır bir adamın içini delip geçen gözlere dair yazmış olduğu bir aşk şarkısıymış meğer. Nedense benim yüreğimi sızlattı. Aşkı, mutluluğu değil, ayrılığı ve hüznü daha çok yakıştırdım melodiye. Kültürel bir farklılıktır belki, belki de aşk zaten içinde hep biraz hüzün barındırdığındandır bilinmez.
