Viva La Muerte!!!
2 Mart 2012 Cuma
26 Şubat 2011 Cumartesi
Tortellini
Sizde de olur mu bilmiyorum ama bende bazen şey oluyor. Hani basit ama hoş bişey görünce "aman ne var iki kumaş parçası, yaparız onu kendimiz" ya da " aman ne var canım biz daha iyisini yaparız bence" fikrine kapılıyorum. İşte böyle bir ruh hali içinde "tortellinide ne var canım biz daha iyisini yaparız" fikriyle çıktık yola. Sabah işe giderken bi elime laptopu diğerine oklava, merdane, tencere vs alıp akşam için hazırlıklara başladım. İş çıkışı gerekli malzemeleri de aldıktan sonra diğer arkadaşların kas ve iman gücü ile tortellinimizi yaptık.
Tortellini de ne ola ki aslında işte mantının kabacası bi de sosyetiği altı üstü :))
Burası yemek tarifi blogu olmadığı için tarif vermeyeceğim ama katılımcı arkadaşlarımın ellerine sağlık der, kurstan daha iyi yapıp hem de karnımızı bir güzel doyurduğumuzu, yanına da zevkli sohbetimizi eklediğimizi beyan ederim :)) Tortellini bahane, keyif şahane :)))
30 Mayıs 2009 Cumartesi
Odunpazarı

Bu ara alışveriş merkezleri, bilindik kafeler adı üzerinde yeterince bilindik geldiğinden, tabir-i caiz ise Odunpazarı tarafına takılmaya başladım. (Bu takılmak kelimesine de takacağım yazının sonlarına doğru değiştirsem yeridir.)
Fotoğraf çekmek için gayet güzel bir mekan sağlıyor Eskişehir'in eski merkezi Odunpazarı. Tarihi evlerin konakların arasında hala canlı, hala nefes alan bir zamana tanıklık etmek için bu şehirde daha iyi bir yer yok. Ayrıca bu tarihi dokuyu koruyarak restore ediliyor evler.

Bu Odunpazarı evlerinin bazıları da farklı amaçlar için ziyaretçilere açılmış. Örneğin biri Çağdaş Cam Sanatları Müzesi olmuş. Bu müzenin içinde çeşitli sanatçıların cam ile oyunları sonucu ortaya çıkmış harika eserleri görebilirsiniz. Bu narin maddenin ateş ile dansı sonucu oluşan güzellikler gerçekten görülmeye değer.
Yolunuz buraya düşünce (ki düşsün) Atlıhan El Sanatları Çarşısını da gezmeden gitmeyin. Bu hanın içinde lületaşı atölyeleri ve dükkanlarında şekilden şekile girmiş lületaşını görebilir hatta yapımına şahit olabilirsiniz. Yani taş demeye gönlünüzün el vermeyeceği bu pamuk gibi madde usta ellerde ne haller alıyor varın siz görün. Zaten hanın içindeki atölye sahipleri sizi güler yüzle karşılayıp yaptıkları işleri ve emeklerini tatlı tatlı anlatacaklar. Hatta bir amcamız siz dükkanı gezerken size sazıyla canlı müzik bile yapacak :)
Atlıhanda gezerken son durağım da Somer Sanat Evi oldu. İyi de oldu. Necil Somer ve Atila Akçal beyfendilerin işlettiği ve el emeklerini ürettiği bu atölye gözlere bayramdı vesselam. Hoş sohbetlerine dahil olmak ve çalışırken onları izlemek de bir ayrı keyifliydi. Buna müsade eden Necil Bey ve Atila Bey'e teşekkürü bir borç bilirim

21 Mayıs 2009 Perşembe
2 Ocak 2009 Cuma
2 Ekim 2008 Perşembe
Bilim, Kültür ve Sanat Parkı

Yapay da olsa ihtiyaç duyduğumuz, gözlerimizin özlediği bu manzarayı tamamlayan göl kenarındaki yürüyüş yolunu şenlendiren sanat eseri kıvamında kamelyalar eski zaman kokusu getirmiş usul usul.

Rivayete göre Ağrı Dağında olan Nuhun Gemisi de yapılan çalışmalar sırasında Eskişehir'de çıkmış. Çooook önceden burada deniz olduğu yorumu çıkabilir bu durumdan. Ya da Nuh gerçekten dümeni fazla kırmış. E tabi gemi içindeki hayvanlar da bizim bozkıra, Eskişehir-Kütahya otobanının kenarına saçılmış.


3 Nisan 2008 Perşembe
Zaaf 2

Şimdi şu kesme dondurmanın çekiciliğine teslim olmayıp da ne yapılır? Resmi çekilir :)) Oradaki çatal izi de sanatsal açıdan bir anlam taşısın diye konulmuştur zaten. Ama maksat hem sanat hem de günün karmaşasından tatlı yeyip tatlı konuşarak kurtulmaktır. Özetle, MADO'ya gidilir, envai çeşit tatlılara bakılır, insanın kendiyle savaşını hep karşı taraf kazanır, bunun da üzerine bi güzel çay içilir :))
23 Mart 2008 Pazar
Tango
Dün Atatürk Kapalı Spor Salonun da düzenlenen bölge tango yarışmasını izlemeye gittim. Genci yaşlısı bir çok insanın bu işe gönül vermiş ve hatta yarışmaya katılacak kapasiteye erişmiş olduğunu görmek etkileyiciydi. Bu duygu yüklü ve ateşli dansı icra eden bayanlar baylar müziğin ritmine kapılıp öyle süzülüyorlardı ki özendim açıkçası.

Dansa başlarken bile elleri ve yüz ifadeleriyle, bu işten zevk aldıkları hareketlerinden okunabiliyordu dansçıların. Eşlerin birbirlerinden aldıkları enerji görülebilir şekilde yükseliyordu dans pisti üzerinde.
13 Ocak 2008 Pazar
Lara Eskişehir
Günün keşfi...

Temmuz 2007 de açılmış Lara Eskişehir. Şehrin işlek bir caddesinin kenarında olmasına rağmen bir o kadar karmaşadan yalıtılmış bir huzur sunuyor müşterilerine. Zaten içeri girdiğinizde siz de o masalsı havayı bozmamak için dikkatli olma gereği hissediyorsunuz.
Davidoff kahve çeşitleri, sıcak soğuk içecekler, salatalar, sandwichler ve ana yemekler olarak zengin bir menüye sahip olan bu mekan sadace atmosferiyle ruhunuzu doyurmanın yanı sıra sunduğu alternatiflerle damak tadınıza da hitap ediyor. Kışın en ayazında gezerken keşfedilmiş bir mekan olmasına rağmen eminim bahar ve yaz aylarında da camekanlı bahçe kısmıyla hoş sohbetlere tanık olacak Lara Eskişehir. :)))
(Kızılcıklı Mahmut Pehlivan Caddesi, Tadım pastanesi arkası)
14 Ekim 2007 Pazar
Malagueña
"Sen kimsin?" diye sorsalar sanırım ben bu şarkıyım derdim. Cesaria Evora'nın sesinden olması şartıyla elbette. Trio Los Calaveras'ın orijinal versiyonu da sanırım şarkı hakkında az da olsa fikir verir. Sözleri neyi anlatıyor hiç bir fikrim yoktu dinlediğimde. Kadife bir sesin ruhuma hüzünle, acıyla, ayrılıkla dokunmasıydı hissettiğim. Zihnimde gördüğüm resim, yıldızlı karanlık bir gece vakti, bir göl kenarında oturmuş esmer uzun saçlı bir kadının su üzerinde kendi yansımasına ve yıldızlara bakmasıydı. Narin eliyle suya dokunarak hayale dalan bir kadın. Video yu izleyin bakalım sonra yazayım aslında şarkı neyi anlatıyormuş.
Farketmişsinizdir bu güzel kızın gözleri görüntünün odak noktası hep. İşte şarkının hikayesi de bunun üzerine kurulu. O iki kaş altında dünyanın en güzel gözlerine aşık olmuş adam. İstemiş ki kendi gözlerine bakarken hiç kırpılmasın o gözler ve bir an bile yoksun kalmasın onlardan. Bunun için para pul değil ama tek zenginliği olan kalbini vermeye hazır bir adamın içini delip geçen gözlere dair yazmış olduğu bir aşk şarkısıymış meğer. Nedense benim yüreğimi sızlattı. Aşkı, mutluluğu değil, ayrılığı ve hüznü daha çok yakıştırdım melodiye. Kültürel bir farklılıktır belki, belki de aşk zaten içinde hep biraz hüzün barındırdığındandır bilinmez.
22 Eylül 2007 Cumartesi
Pinhani
18 Eylül 2007 Salı
Yadigar Dantellerin Başına Gelenler
Bu sıra televizyonu hasbelkader açtığım zamanlarda hep aynı reklama denk geliyorum.Dantel konusu hassas bir konu. Anneannelere ya da önceki kuşak kadınlara göre dantel kadınlık ve beceriklilik sembolü. O da ayrı bir yetenek tabii ki ama "Kanser motifi" denen bir örnek gördükten sonra dantellere olan az buçuk ilgimi hepten yitirdim. Hayatında dantel örmemiş biri olarak da yorum yapmak öyle hariçten gazel okumaya benziyor. Gel gör ki, reklamlardaki abi de en az benim kadar hariçten gazel okuyor, böyle biline.

Dantel konusunda son nokta!!!! El emeği göz nuru diye buna diyorlar herhalde :))))
9 Eylül 2007 Pazar
Çıbık adamlar






















